|
AKŞAMA KADAR SERSEM DOLAŞIYORUM
Rumuz-Ölüm: 46 yaşında, 2 çocuk annesi bir bayanım. Eşimi 10 sene önce kaybettim. Benim sorunum panik atak... Çok küçük yaşlarda radyoda bir temsil dinliyordum. Temsilde uçak dağlara çarpıyordu ve insanlar çığlık çığlığa bağırıyordu. O korkuyla divanın altına girmiş ve saatlerce çıkamamıştım. İşte o zamandan beri bende ölüm korkusu var. Bir topluluğa giremiyorum, sanki beni birileri boğuyor. Bir araca bindiğim zaman ise birden içime bir korku giriyor sanki kaza yapıp ölecekmişiz gibi geliyor. Elim ayağım boşalıyor ve o gün akşama kadar sersem gibi dolaşıyorum. Benim sorum; bundan nasıl kurtulabilirim? Hayatı kendime zehir ettiğim gibi çocuklarıma ve aileme de ediyorum. Bana önerebileceğiniz bir ilaç var mı? Lütfen yardım edin.
- Öncelikle ruhsal bir rahatsızlığınız olduğunu ve tedavi olabileceğinizi söylemem gerek. Bu rahatsızlığın hem ilaçla hem de psikoterapi ile tedavi edildiğini bilmelisiniz. Ancak mektupta anlattıklarınıza göre ilaç tavsiye etmek doktorluk etiğine aykırı bir durumdur. Öncelikle ruhsal muayeneniz yapılmalı ve durumunuza uygun tedavi düzenlenmelidir. Tedaviniz düzenlendikten sonra mutlaka doktorunuzun önerilerine uymalı ve onun tavsiyesine göre ilacı bırakmalısınız. Panik atak teşhisinin bile bu konunun uzmanı tarafından konması gerektiğine inanıyorum.
İçinde bulunduğunuz ruhsal durumu kısaca izah etmem gerekir diye düşündüm. Panik atak bir korku ve huzursuzluk durumudur. Sebebi çoğu zaman belirsizdir. Belirtileri; terleme sık nefes alma, nefes darlığı, titreme, kap çarpması, bayılacak gibi olma, el ve ayakta uyuşma hissi, ölecekmiş gibi hissetme olmaktadır. Bu belirtilerin biri yada birkaçı birden görülebilir. Stres durumu bedende kaç yada savaş belirtilerini çağrıştırır. Buna anksiyete durumu deriz. Korku yaratan durum kişinin algısında ne kadar büyük bir anlam taşırsa anksiyete o kadar büyük yaşanır. Gerçekte korkulan durum yoktur ama olacağından korkulur. Yani bu fobiden farklı bir durumdur. Gerçek panik bozuklukta başka ruhsal problemlerde duruma eşlik edebilirler. Depresyon gibi ilgi kaybı, isteksizlik, mutsuzluk hali, yorgunluk gibi problemlerde yaşanabilir. Genel anlamda beyin dalgalarınız ve beyninizin kimyasal özellikleri değişmiştir.
Terapi yöntemleri kişinin durumuna ve eşlik etme olasılığı bulunan diğer ruhsal sorunlara uygun biçimde düzenlenir. İlaç tedavisiyle birlikte gevşeme ve nefes alma teknikleriyle tedaviye başlanır. Durumla baş edebilmesi için farkındalık çalışması yapılır ve davranış düzenleme tekniklerindende yararlanılarak tedavi programı ilerler. Tedaviye cevap sizin gayretiniz ve iyileşme isteğinizle doğru orantılı gelişecektir.
Görüldüğü gibi çözümü imkan dahilinde olan fakat uzman takibi ile başarılabilecek bir programdır. Sizin de en kısa zamanda psikiyatrist yardımı almanızı ve tedavi programına girmenizi tavsiye etmek durumundayım.
PROSTAT SERTLEŞMEYE MANİ Mİ?
Rumuz- Recai: 55 yaşında bir beyim. Birkaç yıldır prostat sorunum var. Artık cinselliğim kalmadı. Oysa hala çok dinçim. Karşı cinsten birini gördüğüm zaman heyecanlanıyor ve arzu duyuyorum, ama iş o raddeye geldiğinde sertleşmiyorum. Nedeni prostattan kaynaklanıyor olabilir mi?
-Erkeklerin cinsel performansları kadınlardan daha uzun süreli devam eder. Kadının doğurganlık özelliği menapoz dönemi sonrasında kaybolur. Tabi ki bu kadının cinsellikten uzaklaşması veya zevk almaması anlamına gelmez. Prostat da erkek için benzer bir problemdir. Tedavisi kolaydır. Prostat problemi cinsel aktiviteyi olumsuz etkileyebilir ancak tedavi ile tekrar eski sağlığınıza dönmeniz mümkündür. Üroloji uzmanının yardımı ile prostat probleminizin tedavisine başladıktan sonra eminim ki bu probleminiz tamamen düzelecektir. Cinsel performansta yaş çok önemlidir. Kendi bedeninizden eski gençlik hallerinizi beklememelisiniz. Yaş grubunuzun özelliklerine uygun bir yaşam biçimi oluşturursanız ve kendinizden çok şey beklemezseniz daha mutlu olacaksınız. Sizin yaşınızdaki kişiler beslenme alışkanlıklarını değiştirip, fiziksel aktivitelerini ihmal etmezlerse daha kaliteli bir yaşam biçimi oluşturabilirler. İnsan ömrünün 100 lü yaşlara dayandığı günümüzde artık yolun ancak yarısında olduğunuzu unutmayın. Diğer yarısı için farklı bakış açısından, farklı yaşam felsefesiyle bakmak sağlıklı ve mutlu bir birey olmanızı sağlayacaktır. İnsanların yaşamlarında bazı önemli dönemler vardır. İlk okul çağı, ergenlik çağı, evlilik ve iş yaşamı dönemi, ikinci bahar dönemi gibi. Her dönemin kendine has özellikleri ve güzellikleri vardır. Bunu unutmayın. Hayat her gün yeni baştan başlar. Ve nasıl başlamasını isterseniz o şekilde başlar. Akşam gözünüzü kapadığınızda yine mutlu, dolu, verimli ve sevgi dolu bir gün geçirdim demelisiniz. O zaman yaşadığınızı hissedersiniz. 100 yaşında bile olsanız. |